Sağlık sektörü, yapay zekâ (AI) teknolojilerinin sunduğu yeniliklerle tarihin en büyük dönüşümlerinden birini yaşadı.
Tıbbi teşhis süreçlerini hızlandıran, tedavi planlamasını kişiselleştiren ve bilimsel araştırmalara yön veren bu teknoloji, doktorların en güçlü müttefiki haline geldi.
Son dönemde yapılan çalışmalar ve yabancı uzmanların görüşleri, yapay zekânın sağlık alanındaki etkisinin giderek derinleştiğini ortaya koydu.
Imperial College London’dan Dr. Arunashis Sau’nun liderlik ettiği bir araştırma, yapay zekânın elektrokardiyogram (EKG) verilerini analiz ederek kalp hastalıklarını erken aşamada tespit edebildiğini kanıtladı. Bu yapay zekâ modeli, kalp krizi ve ritim bozuklukları gibi ciddi sorunları öngörebildi.
Dr. Sau, “Biz kardiyologlar EKG’leri normal ve anormal olarak sınıflandırırken, yapay zekâ çok daha ince ayrıntıları fark ediyor ve hastalığı henüz tam gelişmeden tespit edebiliyor” dedi.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) tarafından 2025 ortasında deneme kullanımına sunulması planlanan bu sistem, beş yıl içinde yaygınlaşabilir.
Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Emily Johnson ise yapay zekânın kanser teşhisindeki başarısına dikkat çekti.
Johnson, “Makine öğrenimi algoritmaları, tıbbi görüntüleme ve genetik analizlerde insan uzmanlardan daha hızlı ve doğru sonuçlar veriyor” diyerek teknolojinin erken teşhisteki rolünü vurguladı.
Annals of Oncology’de yayımlanan bir çalışma, yapay zekânın cilt kanserini 58 deri uzmanından daha yüksek doğrulukla teşhis ettiğini gösterdi. Uzmanların başarı oranı %87 iken, AI %95’e ulaştı.
Tedavi planlamasında da yapay zekâ farkını ortaya koydu. Flatiron Health gibi şirketler, kanser hastalarının genetik verilerini ve tıbbi geçmişlerini analiz ederek bireyselleştirilmiş tedavi protokolleri geliştirdi. Bu yaklaşım, hastaların tedaviye erişimini kolaylaştırırken başarı oranlarını artırdı.
Prof. Dr. Johnson, “Yapay zekâ, her bireyin sağlık alışkanlıklarına ve genetik yapısına özel çözümler sunarak tıbbı yeniden tanımlıyor” diye ekledi.
Bilimsel araştırmalar da bu teknolojiden nasibini aldı. Pittsburgh Üniversitesi’nin Temmuz 2020’de geliştirdiği bir AI algoritması, prostat kanserini rekor bir doğrulukla tanımladı.
Google DeepMind ile iş birliği yapan Londra’daki Moorfields Göz Hastanesi ise diyabetik retinopati gibi göz hastalıklarını saniyeler içinde teşhis eden bir sistem geliştirdi. Bu gelişmeler, klinik araştırmaların hızını artırarak yeni ilaçların piyasaya sürülmesini kolaylaştırdı.
Ancak yapay zekânın yükselişi, etik ve pratik soruları da beraberinde getirdi.
Yale Üniversitesi’nden Dr. John Doe, “Bu teknolojiler hayat kurtarma potansiyeline sahip olsa da, veri gizliliği ve doktorların yerini alma korkusu gibi konular dikkatle ele alınmalı” uyarısında bulundu.
Uzmanlar, yapay zekânın hekimlerin yerini alamayacağını, aksine onların iş yükünü azaltarak daha fazla hastaya ulaşmalarını sağlayacağını savundu.
Türkiye’de de bu alandaki çalışmalar hız kazandı. Türkiye Sağlık Veri Araştırmaları ve Yapay Zeka Uygulamaları Enstitüsü (TÜYZE), teşhis süreçlerini kolaylaştıran karar destek sistemleri üzerinde projeler yürüttü.
TEKNOFEST 2024’te genç araştırmacıların sunduğu sağlıkta yapay zekâ projeleri, teknolojinin yerli potansiyelini gözler önüne serdi.
Yapay zekâ destekli sağlık teknolojileri, tıbbi teşhiste doğruluk, tedavi planlamasında kişiselleştirme ve bilimsel araştırmalarda hız vadediyor.
Uzmanlar, bu teknolojinin insan hayatını uzatıp hastalıklarla mücadelede çığır açabileceği konusunda hemfikir. Sağlık sektörünün geleceği, yapay zekânın ellerinde şekilleniyor gibi göründü.
More Stories
Intel Gaudi 3, IBM Cloud’da NVIDIA’ya Rakip mi?
iPhone kullanıcıları için yeni periyot: WhatsApp’ı artık varsayılan uygulama yapabilirsiniz
The Witcher 4’ün çıkış tarihine yönelik ilk açıklama: 2026’da gelmeyecek